13 Ekim 2011 Perşembe



soldan sağa: deniz, kuzey, serma, yeliz, enver, ışıl, belen, enzo, devrim, soner.

biz belenle otostop çekerdik göztepe sapağından. bıçkın bir arkadaştı. permalı uzuuun saçları vardı bakırköy deniz otobüsünde deniz otobüsü beklerken. Yelizişkonun da tozlukları ve renkli yüzüklerini hatırlıyorum, uzun sarı saçlarını bir de, her daim bakımlı, makyajlı arkadaşımız o bizim. bendeniz de değiştim elbet yalnız saç baş aynı. etek giymem yeniliktir sanırım. ancak o kadar yakından takip ediyorum ki kendimi, bilemedim nasıl değiştim?

yeniler deniz, kuzey, enzo ve ablaları devrim... artık onlar da kendilerine bakar neydim ne oldum derler belki.

sardunya'dan fanila..

nerden yazmak isteği geldi biliyor musun? sardunya'da (http://sardunya.blogspot.com)beyaz fanila resmi gördüm, ordan. bu fanila adı ve resmi bende çocukluğuma ait, tanıdık, güvenlikli, sıcak ve korunup kollandığım bir zamanı hatırlattı ve çok hoşlandım bundan. ben de çocukken böyle fanilalar giyerdim, kendinden fitilli çift arslan marka, "teri çok iyi çekiyor" derdi ananem. Sonra iyice büyüdüğümde, artık neyi nasıl giydiğim ve ne kadar etim görünürse o kadar güzel olacağımı düşündüğüm bir aralar ( bu bende epey geç oldu sanırım, üniversitedeydi sanırım) fanila giymeyi bıraktım ama artık geçen sene "sırtlarım" o kadar üşüdü ki şimdi bodyler var ya onlardan giyiyorum soğuklarda. içim ısınıyor.Oturma odasında battaniyeler duruyor şimdi, ikimiz birinin altında diğer ikimiz de öbürünün. Kızlar ayaklarını popoma iliştirir, ısınırlar. Demek bir benim için değil herkes için de güzelmiş bu ısınma.

Sıcak olmak benim için güvende olmak, korunup kollandığını ve sevildiğini bilmek demekmiş, anladım. birinin dikkatini ve ilgisini bana vermesi demek ve bu beni mutlu kılıyor. şimdi ben de çocuklarıma sarılıp onları ısıtıyorum. üstlerini giydiriyorum. artık sonbahar, body giysinler, fanila giysinler diyorum. ne gördüysem onu yapıyorum.

13 Ağustos 2011 Cumartesi

devrim ve deniz birbirini kıskanıyor mu?

bana en çok sorulan soru bu: kaç çocuğunuz vardan sonra. ve evet devrim deniz'i, deniz de devrim'i kıskanıyor. benim annem babam kıskanıyor oluşumu(zu) saklamaya çalışırlardı, kıskançlığın utanılacak bir duygu olduğunu düşünürlerdi. herşey günlük güneşlik gibi gösterirlerdi ama ben kıskançlık hissini hissettim, sanırım ablamın alicenaplığından ve telkinlerden dolayı bu his başkalarına ve başka şeylere yöneldi ama ben kıskançlık hissediyordum. dev ve den alenen, resmen ve cebren bu hissi yaşamaktalar. ben onları aynı odada ikamet ettiriyorum aralarındaki muhabbet ve yoldaşlık pekişsin diye, bakalım arkadaş da olabilecekler mi, merakla bekliyorum. bence o yolun yolcusular. ben de ablamla aynı odada ikamet ettim hep, geçen sohbet ediyorduk, ikimiz de en mutlu yıllarımızdan bazılarını beraber yaşamışız. aynı şeyi kızlarım için de diler, kıskançlıklarına rağmen yakınlığı yaşamalarını da niyaz ederim.

tatilden enstanteneler

bu ilk resim alaçatı'da. deniz çok güzel "alaçati" diyor, ah bir duyabilseniz (bir de apaçi! ikisini de irem ablası öğretti)...



bu resimde devrim cahanla poz verince deniz kıskandı ve...


bu resmin çekilmesini sağladı:

farilya at çiftliği




evde bakmakta olduğumuz zeytin, limon, patrick ve sünger bob (denizin deyişiyle sünger bok) isimli civcivlerimizden limon ve patrick artık hayatlarını farilya at çiftliğinde sürdürecek inşallah. zeytin ve sünger bob ebediyete intikal etti. devrim zeytin'e çok üzüldü, gözyaşı döktü. sünger bob öldüğünde daha metindi. acı seni öldürmüyorsa güçlendirir.

bu arada irem bu işi güzel kıvırdı, kendisine tok da çok yaraştı. at sırtında genç kızımızı daha sık görmek istiyoruz.

9 Ağustos 2011 Salı

yazlıktayız

devrim'in şaçlarda bir hareketlenme var bir süredir. bakalım kışa güzel haberler olur mu... deniz havuz kenarındaki ablaya " abba bana patatis vessene!" diyor. artık daha az dövüyor, ısırıyor. hadi hayırlısı.

27 Mayıs 2011 Cuma

denizden haberler

deniz bu aralar (memeyi bıraktı bırakalı sanırım 1 aydan fazla yani) pek kızgın, kırılgan, mızmız. Çabuk kırılıyor ve içlene içlene, kıza kıza ağlıyor. vuruyor, söyleniyor. bakınız örnek videoda.


burada önce küçük süpürge ile balkonu süpürüyordu, ben de büyükle. benden büyük süpürgeyi de istedi, verdim. ikisiyle süpürmeyi denedi, olmadı. başladı kızıp ağlamaya. işte böylece kırılıp kendi kendine doğrulmaya başladı kızceğizim. yanına gidip ona sarılmak istiyorum, bana vuruyor. sabırla bekleyip vuruşlardan kendimi koruyabilirsem, "vurma, canım yanıyor" dersem sakinliyor, o zaman da kucağıma sokulup ağlıyor. biraz sonra da susuyor, tekrar süpürgeye dönüyor. ben o arada starteji yapıp büyük süpürgeyi saklarsam küçük olanla güzel güzel süpürüyor ve hoşuna gidiyor.